YUKARI

Türk Sinemasının Netflix’le İmtihanı

Şubat ayı Peak’ın olaylı reklam filmi, Huawei’nin hacklenmesi, Netflix’in sinema sektörüne damga vurması gibi olaylarla geçti.

Sinema sektörü bu kış konuşulduğu kadar da hiçbir zaman konuşulmadı.

Yapımcıların Mars Group’la tartışması vizyona girmesi beklenen filmlerin ertelenmesine sebep olmuştu.

Yılmaz Erdoğan’ın Organize İşler Sazan Sarmalı filminin gösterim hakkını yayınlandıktan 2 hafta sonra Netflix’e vermesi ise Türk sinemasında ki devrimin ayak sesleri niteliğinde oldu.

Benim gibi sinema severleri de heyecanlandırdı.

Netflix’in dünya genelinde 130 milyondan fazla kullanıcısı var ve internet trafiğinin %15’ini çekmeyi başarmış bir platform.

Türkiye’de bulunan izleyici kitlesini de platformuna çekmek için orijinal yerli Türk yapımı dizisi Hakan: Muhafız’ı Aralık ayında vizyona sokmuştu. 2018 yılının sonunda yaptığı açıklamada ise 2. Orijinal Türk yapımı dizisini hazırladıklarını, başrolünde Beren Saat’in oynayacağını duyurmuştu.

Şahsen ben iyi bir Netflix kullanıcısıyım. Platformun birçok dizisini ve özellikle film konusunda sağladığı kolaylıklardan keyifle faydalanıyorum.

Netflix kullanmaya başlamadan önce ayda 7-8 kez mutlaka sinemaya gider, vizyona giren filmleri kaçırmazdım.

Sinema sektöründeki fahiş fiyatlar benim gibi sinema severleri Netflix platformuna aylık 40 TL gibi bir ücretle sınırsız içeriğe erişme seçeneğinden dolayı sinema salonlarından dijital ortama kaydırdı.

Evde, işte, yolda, istediğimiz yerde rahat rahat film izlemek varken neden sinema salonlarının reklamlarına, bir içeceğe 10 TL para vermeye, seans saatlerini beklemeye tahammül edelim diye düşünmeye başlamadım değil.

Sinema sektörünü kendi tekelinde bulundurduğunu zannedenlere BKM’nin Netflix atağı bence çok iyi ders oldu.

Son söz; Daha iyisi çıkana kadar, en iyisi Netflix.

Yorum Yaz

WhatsApp WhatsApp İletişim